Cengiz İmparatorluğunda Vergi Sistemi

Yeni Dünya Düzenine Yön Veren Enerji: Petrol

Asya Hun İmparatorluğu

İbni Haldun’un Osmanlı Tarihçiliğine Etkileri

İslam Eğitimi Üzerine Düşünceler

İslam 18 Mart, 13:59'de eklendi

Din hürriyeti, dini öğrenme hürriyetini de içerir. Din eğitimi; inanç, ibadet ve ahlak eğitimi diye üçe ayrılabilir.

İnanç Eğitimi

Dine inanmak isteyen kişi, hangi eğitim seviyesinde ve ne durumda olursa olsun inanır ve inandığı gibi yaşamaya çalışır. Eğer inancını doğru öğrenememişse boşluğu hurafelerle doldurur. Zamanımızda nice ilim adamı, yüksek bürokrat, sanayici ve iş adamı samimi olarak dinini yaşama gayretine girmiş ama inancı ile ilgili yeterli bilgisi olmadığı için sonradan hurafecilerin ve istismarcıların esiri haline gelmiştir.

Bir müslüman, öncelikle hurafelerden uzak bir inanca sahip olmalıdır. Bunun en güvenli yolu, inancını Kur’an’dan öğrenmesidir. Kur’an, bütün insanlığı yaratan Allah’ın kitabı olduğu için inancını Kur’an’dan öğrenenler bütün insanlığı kucaklayan ve herkese karşı anlayışlı avranabilen ufku açık insanlar olurlar.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: De ki: “Doğru olan Rabbinizden gelendir.” Artık dileyen inansın, dileyen tanımasın. ( Kehf 18/29)

“Kim yola gelirse sadece kendi için gelir. Kim de yolunu kaybederse sadece kendi aleyhine kaybeder. Hiç bir günahkar başkasının günahını çekmez. Biz de bir elçi gönderinceye kadar azab etmeyiz.” (İsrâ 17/15)

Müslümanlığı doğru öğretmek için, Kur’an meali okullarda ders olarak okutulmalıdır. Bu, aynı zamanda hurafelere karşı güvenli ve etkin bir mücadele olur.

İbadet Eğitimi

Namaz, oruç, hac ve zekat konusunda temel bilgileri doğru bilmek gerekir. Namaz kılan herkesin Fatiha Suresini, namaz surelerini, Ayet’el-kürsîyi doğru okuması icabeder. Namaz duaları ile günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan konularla ilgili buyrukları ve öğütleri içeren ayetleri de öğrenmelidir. Bunların sayısı azdır.

Onun için ilkokuldan başlayarak isteyen her öğrenciye Kur’an öğretmek gerekir. Kur’an kursları ve İmam Hatip Liseleri bu konudaki ihtiyacı tümüyle karşılayacak kapasitede değillerdir. Orta kısımları kapatılmadan önce İmam Hatip Liselerinde görülen aşırı yığılmaların sebebi, evladına dinî eğitim vermek isteyenlerin bu arzularına diğer okulların cevap verememesidir.

Ahlak Eğitimi

Kişinin kendine, ailesine, yaşadığı topluma, ülkesine ve bütün insanlığa karşı hak ve görevleri vardır. Bir müslüman bu konudaki görevlerini; farzları, helâl ve haramları doğru öğrenmelidir. Böyle olmazsa örnek bir insan ve iyi bir müslüman olması mümkün olmaz..

1340 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, ilmi kuruluşların tamamını Milli Eğitim Bakanlığına bağlamıştır. Bu cümleden olarak, Şer’iyye ve Evkaf Vekaletine bağlı medreseler ve mektepler, Özel vakıflar tarafından idare olunan medreseler ve mektepler Milli Savunmaya bağlı askeri rüşti ve idadiler, Sağlık Bakanlığı’na bağlı dar’ul-eytamlar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır. Bilindiği gibi kanunlar, görülen lüzum üzerine çıkarılır ve sonradan ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar sebebiyle ya yürürlükten kaldırılır, ya da değiştirilirler. Tevhid-i Tedrisat Kanunundaki ilk değişiklik 1341 tarihinde Askeri liselerin Milli Savunma Bakanlığına bağlanması ile yapılmıştır. Daha sonra sağlık personeli yetiştiren eğitim kurumları Sağlık Bakanlığına, Üniversiteler Yükseköğretim Kurumuna bağlanmış, vakıflara özel okul ve üniversite kurma yetkisi verilmiştir. Bugün Tevhid-i Tedrisat Kanununa göre faaliyetini sürdüren tek kuruluş İmam Hatip Lisesidir. Bu kanunun İmam Hatiplerle ilgili ifadeleri şöyledir: “.Maarif Vekâleti…imamet ve hitabet gibi hidemâtı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşad edecektir…”(4. Madde)

Bugün İmam Hatip Liselerinin programları imamlık ve hatiplik gibi görevleri yerine getirecek eleman yetiştirmeye uygun değildir. Bunlar, Anayasa’nın 24. maddesine göre devletin denetiminde din eğitimi ve öğretimi yaptıran liselerdir. Buraya gelen öğrenciler de bu gayeyle gelmektedir. Din görevlisi olmak isteyenler ise İmam-Hatip Lisesi yanında bir Kur’an Kursu’na gitmektedirler. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasından sonra, mihraba geçip namaz kıldıracak kişileri bulmak çok zor olacaktır. Çünkü lise çağında verilecek eğitimle doğru dürüst Kur’an okuyacak seviyede kişiler yetiştirmek hemen hemen imkansızdır. Zira Kur’an harflerini doğru seslendirmek için gerekli ağız ve kulak terbiyesi daha küçük yaşta verilmelidir.

Kur’an Kursları kısa ve uzun süreli olmak üzere iki çeşittir: Kısa süreli olanlar Kur’an’ı yüzünden okutma ve bazı sure ve duaları ezberletme gayesiyle açılmıştır. Öğrencilere bu süre içinde ihtiyaç duyulan din dersleri de verilmektedir. İlk ve orta dereceli okullardaki din dersleri yeterli olur ve Kur’an da öğretilirse hem bu kurslara ihtiyaç kalmaz hem de lise çağında öğrenciyi, Kur’an’ı doğru okuyacak şekilde eğitme güçlüğünün doğuracağı sakıncalar ortadan kalkar. Uzun süreli Kur’an Kursları, İmam Hatip Liselerine destek olmaktadır. Buralarda hafız yetiştirilmekte ve daha yoğun bir din eğitimi ile öğrenciler mesleğe hazırlanmaktadır. Tevhid-i Tedrisat Kanunundaki hedeflere ancak bu şekilde ulaşılabilmektedir. Yoksa imamlık ve hatiplik yapacak memurları yetiştirmek mümkün olmamaktadır. İmam Hatip Liselerinin programları, iyi bir seviyeye ulaştırılmazsa bu kurslara olan ihtiyaç devam edecektir.

İmam Hatip Liseleri bir taraftan Kur’an Kurslarının desteği ile dinî hizmetleri yerine getirecek elemanlar yetiştirirken diğer taraftan dinini bilen insanları topluma kazandırmaktadır. Böyle insanların varlığı toplum için büyük bir güvencedir. Bu sebeple İmam Hatip Liselerinin en önemli görevi hurafelere karşı kalkan olmaktır. Çünkü hurafeciler dini iyi bilmeyenleri ararlar. Cahillikleri ancak bu şekilde farkedilmeyecek ve kendilerine boyun eğilecektir. Bütün okullarda verilmekte olan din dersleri yeterli seviyeye çıkarılmalı ve İmam Hatip Liseleri Tevhid-i Tedrisat Kanununun istediği seviyeye ulaştırılmalıdır. Din eğitimi müfredatı Kur’an ışığında gözden geçirildiği taktirde ülkeye aklın ve bilimin hakim olması kaçınılmazdır.

Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin uygulanmasından sonra eğitimle ilgili her konuda olduğu gibi din eğitimi konusunda da büyük bir kaosa girildiği ve sıkıntıların doruğa çıktığı açıkca görülmektedir. Buna taraf olanlardan kimileri bunun insanları dinden uzaklaştıracağı, kimileri de bu sayede dinî hayata istedikleri şekli verebilecekleri umuduna kapılabilirler. Ama İnsanların dine yönelişlerine engel olmak mümkün değildir. Bu, bütün dünyada yaşanan bir süreçtir. Dine yönelen kişiler ise din konusunda sadece, o dinin önderlerinin yolunda giderler. 44. Dinden değil, dinin eksik ve yanlış öğrenilmesinden korkmak gerekir. Eğer dinî eğitim yaygınlaştırılmaz ve İmam Hatip Liselerinin mesleki ağırılıkları artırılmazsa inancını sorgulamayan, dinî liderleri Allah’ın yeryüzündeki temsilcileri gibi algılayan insanlar çoğalır. İşte asıl felaket o zaman olur.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.