Tarihi Bilgiler

Seksen Tane Atatürk Eder Ne Demek?

Söz konusu edilen Pelin Çift’in “Gündem Ötesi” programında benim Mustafa Kemal Atatürk hakkında hakâretâmiz bir söz veya sıfat kullandığımı aklını yitirmemiş hiç kimse iddia edemez. Elbette ki, her ikisinin de yakın tarihimizde emsalsiz roller oynadığına inandığım bu iki büyük Türk evlâdı arasında ve bilhassa kamuoyu önünde (benim o programda yaptığım biçimde) gereksiz bir mukayesede bulunmak pek doğru değildir.

Ne var ki, tarihçilik mesleğinden ekmek yeyip profesörlük kadrosundan maaş almakla beraber tarihçilik mesleğinin yüz karalarından biri olduğunu akl-ı selim sahibi her okur yazarın pek âlâ bildiği o malûm şahıs ve o, bilgileri de zihnî kapasitesi de hayli mahdut olan kızcağız üstüme üstüme gelip, söyledikleri ve lâf anlamaz tavırlarıyla beni açıkçası “zıvana”dan çıkartınca, o hiddetle ben de öyle bir cümle kurmaktan kendimi alamadım.

Neticede, bir mukayesede bulunmuş oldum, ama aslâ hakâret etmedim Atatürk’e, O’nun tarihî ve millî şahsiyetini zedeleyici bir sıfat da kullanmadım. Benim gibi düşünmeyen, bana iştirak etmeyen, benim tam karşı tarafımda duran bir kişi de diyebilir ki, “Hayır, ben öyle düşünmüyorum, Mustafa Kemal Atatürk 500 tane Enver Paşa eder!” Ben, şahsen böyle bir cümleden ve hükümden “Enver Paşa’ya hakâret” mânâsını çıkarmam, böyle bir cümleyi öyle yorumlamayı da kendi zekâ, akıl ve eğitim seviyeme hakâret gibi görürüm. “Bu da o kişinin indî (sübjektif) kanaati, şahsî değerlendirmesi” diye düşünürüm. Bu kadar basit!..

Meselenin esası muhakkak ki, bu değildir, şudur: Atatürk’ü millî tarihimizin akışını değiştiren büyük, hattâ çok büyük bir şahsiyet olarak değil de âdetâ bir dinin “peygamber”i mesâbesinde gören, zihnen ve rûhen tam anlamıyla “kötürüm”leşmiş şu malûm zihniyet sahipleri O’nun (Gazi Paşa’mızın) değil Enver Paşa ile hiç bir başka fâni ile de mukayesesine tahammül edemedikleri için böylesine çirkefleşiyor ve pusulayı şaşırmış hâlde ağızlarına geleni konuşuyor ve yazıyorlar…

Hâlbuki, şahsen benim için neresinden bakarsanız bakın Mustafa Kemal zâten çok büyük bir adam ve üstün yeteneklere sahip bir şahsiyettir; ancak -bunu bilhassa vurgulayarak söylüyorum- siyasî dehası (evet, DEHASI) dışında Enver Paşa, benim nazarımda ondan daha üstün ve meziyetli bir adamdır. Bu kanaatimi, daha sonraki bir başka tv tartışmasında da (Sayın Alev Coşkun’la birlikte çıktığımız Balçiçek Pamir’in programında da) açıkça tekrarladım. El’an da bu fikirdeyim. Herkes bilmelidir ki, Enver Paşa bizim için ikinci Mete Han’dır; çünkü Sultan Hamîd zamanından kalan ve Balkan Savaşlarında neye benzediğini gördüğümüz Osmanlı-Türk Ordusunu âdetâ yeni baştan kuran adam O’dur!

Biz Cihan Harbi gayyâsından da o ordu ile çıktık, başında Mustafa Kemal’in bulunduğu ve dirâyetle yürüttüğü Millî Mücâdele’yi de o ordu ile, Enver’in yeniden inşâ ettiği ordu ile kazandık. O devri doğru dürüst inceleyen hiç bir okur-yazar bunun aksini iddia edemez ve etmemiştir de…

Şu câhil, fanatik ve terbiyesiz, ağzı bozuk “profesyonel Kemalistler”e, ilâveten şu kadarını söylemek isterim ki, bana inanmıyorlarsa Şevket Süreyya Aydemir diye çok ünlü ve çok kıymetli bir yazarımız var ya hani, kendini Cumhuriyet inkılâplarına adamış bir adam üstelik, işte o Şevket Süreyya’nın yazdığı üç ciltlik Enver Paşa kitabını ve İsmet (İnönü) Paşa’nın Hâtırâlarını bi’ zahmet oturup okusunlar. Bu tarzda hiç değilse üç-beş cilt doğru düzgün araştırma-incelemeyi okuma zahmetine katlanmadan, benim gibi hayatını, nâçizâne ve kendinceTürk Siyasî Tarihi ve bilhassa yakın tarihe ve siyasî ilimlere adamış birisine -sanal âlemin gizlenme kolaylığı ve kalabalığına sığınarak- edepsizce saldırmak dürüst ve haysiyetli insanlara yakışacak bir davranış değildir.

Ben, şu bilgisiz, saygısız ve terbiyesiz “profesyonel”lerin “Osmanlıca” zannettikleri ve zâten de anlamadıkları bazı kelimelerle -aslında Mustafa Kemal’in, meselâ Nutuk’ta çok daha fazlasını kullandığı- tâbir, mefhum ve ıstılahlarla konuştuğum, yazdığım için bu zavallı cühelâ takımı bendenizi herhalde “Mısıroğlu” tâifesinden biri filân zannediyor, daha açıkçası “Atatürk düşmanları” makûlesine dâhil ediyorlar . Yahu, bir Türk’ün Atatürk düşmanı olması için ya yakın tarih ve siyaset konusunda zır câhil, ya rûhen hasta, ya da iliklerine kadar işlemiş bir husûmetle Türk ve Türkiye düşmanı olması lâzım.

Bendeniz bu dünyada hiç kimsenin, hattâ düşmanlarımın bile câhil kategorisine sokabilecekleri bir adam sayılamayacağım gibi, elhamdulillâh ne rûhen ne de fizîken herhangi bir şikâyeti olan bir adam da değilim. Ayrıca, 1982-84 arasında -üstelik askerî idare döneminde- iki ders yılı boyunca Gazi, Hâcettepe ve Ankara Üniversitelerinin birçok fakültesinde İnkılâb Tarihi ve Atatürk İlkeleri dersi okutmuş bir adamım yahu, insaf biraz!..

Türklük meselesine gelince, herhangi bir savunmam olamaz, olabilemez!!! Beyler, tevâzu filân biraz şöyle dursun, Mustafa Çalık’ım ben, bu kadar! 1473’de Otlukbeli Meydan Muharebesinde Fâtih Sultan Mehmet’in yanında savaşmış, Kelkit’ten gelen Kıpçak Beyi ÇALIK BEY’in kurduğu Çalık Köyü nüfusuna kayıtlı, Hakk’ın kemter kulu, o kişiyim; izzet-i dîniyesi için de izzet-i millîyesi için de izzet-i nefsi için de gerektiğinde hayatını da istikbalini de hiçe sayacak bir akîdeden, an’aneden, soydan, sülâleden ve aileden gelen o kişiyim ben!.. 14 yaşından beri Ülkücü câmiânın içinde bulunmaktan şeref duyan, bin kere daha bu dünyaya gelecek olsa bin kere daha ülkücü olmayı tercih edecek o bildiğiniz ülkücülerdenim ben.

Mustafa Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.