Tarihi Bilgiler

Ramazan Bayramı ve Şeker Bayramı Kavramı

Milliyetçi muhafazakâr kesim Şeker Bayramı tabirini, insanları dinden uzaklaştırmak, dinî değerleri hafife almak, bayramın ruhaniyetini ortadan kaldırmak ve onu din dışı bir bayrammış gibi göstermek maksadıyla lâikliği savunan zümrenin, yani şu cehape zihniyetinin Cumhuriyet döneminde, kasten uydurduğu bir tâbir zannediyor… Oysa Şeker Bayramı tâbiri Cumhuriyet’ten sonra ortaya çıkmış bir şey değildir… Osmanlılar döneminde bu bayrama Şeker Bayramı deniyordu: “Eğer gelen Şeker Bayramı ise bu sâdece bayram yerlerinin hazırlanmasından ibâret kalır” (Ahmet H. Tanpınar)

Dilimizdeki Ramazan Bayramı tâbiri Şeker Bayramı tâbirine göre daha yeni bir tâbirdir… Nitekim Ramazan Bayramı tâbiri Şemseddin Sâmi’nin Kamus-ı Türkî adlı eserinde geçmez. Kamus-ı Türkî’nin bayram maddesi şöyledir: bir dinde mübarek addolunan gün, îd, şeker bayramı = îd-i fıtır…

Redhouse sözlüğünün “bayram” maddesinde ise ramazan bayramı tâbirine rastlıyoruz. Ancak şeker bayramı tâbiri de sözlükte geçmekte ve ikisi de aynı anlamı ifade etmektedir.

Ahmed Vefik Paşa’nın Lehce-i Osmanî’sindeki “bayram” maddesinde de şeker bayramı, fıtır, kurban bayramı tâbirleri geçiyor ama ramazan bayramı tâbiri geçmiyor…

Mehmet Zeki Pakalın’ın Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’de de şeker bayramı tâbirine rastlıyoruz: “BÜYÜK MEVLÛT : Eskiden kadınlar tarafından Arabi ayların üçüncüsü olan Rebiü’l-evvel yerine kullanılan bir tâbirdi. Kadınlar Arabî aylarını – muharremden başlamak üzere – şöyle sayarlardı: aşure, safer, büyük mevlût, küçük mevlût, büyük tövbe, küçük tövbe, recep, şaban, ramazan, şeker bayramı, aralık, kurban bayramı.”

Osmanlıların bu bayrama şeker bayramı demelerinin sebebi sanıyorum sünnetten kaynaklı… Peygamberimiz hurma yiyerek orucunu açtıktan sonra bayram namazına gidiyormuş… Osmanlılar da bu sünnete uymak amacıyla tatlı bir şey yiyerek bayram namazına gitmeğe başlamışlar… Zamanla Osmanlılarda bayramın adı şeker bayramına dönüşmüş… Bayramda şekerli tatlıların yapılması da zaten oruçtan dolayıdır. Bayram insanların oruç’tan çıktıklarını kutlamaları için dinin getirdiği bir şeydir… Osmanlılar da şekerli tatlılar yaparak oruç açma gününü kutlamışlar… Oruç açtıkları için sadaka vermişler… Fitre kelimesi de buradan geliyor, kelime anlamı “oruç açmalık” demektir. Oruç açtıkları için yine peygamberimizin sünnetine uyarak oruç açma sadakası vermişlerdir… Hanefiler ise bu sadakayı sünnetten de öte vacip görmüşlerdir…

Fıtır (Ar. fıtr) ‘oruç açma’ anlamına gelen bir kelimedir, iftar, fitre kelimeleri de aynı kökten gelir. Bayramın ilmihal kitaplarındaki adı da bu yüzden Fıtır Bayramı, yani oruç açma bayramıdır. Otuz gün boyunca oruç tutan insanlar, Ramazan’dan çıktıkları sabahı tatlı bir şey yiyerek kutlamışlardır…

Dilimizde Şeker Bayramı’na Küçük Bayram, Kurban Bayramı’na ise Büyük Bayram da denmiştir. Kurban Bayramı için Hacılar Bayramı ifadesi de kullanılmıştır…

Türk cumhuriyetlerindeki Türkler ise bizim Şeker Bayramı ya da Ramazan Bayramı dediğimiz bayrama oruç bayramı (ruze bayramı, orozo ayt gibi) adını vermişlerdir…

Şu hâlde Şeker Bayramı mı diyeceğiz yoksa Ramazan Bayramı mı tartışmasını Osmanlılar yapmamıştır, bu tartışma Cumhuriyet’ten sonra ortaya çıkmış bir tartışmadır. Tıpkı Tanrı mı diyeceğiz, Allah mı tartışması gibi… Osmanlı metinlerinde Tanrı kelimesi defalarca geçiyor… Ama bu tartışmayı yapanlar bu metinleri okuyamıyor…

Günümüzdeki bütün dinî tartışmalar Cumhuriyet’ten sonra ortaya çıktı… Çünkü Cumhuriyet döneminde Osmanlı’daki dinî müesseseler kapatıldı… Ortalık cahil hocaların eline kaldı, ahali bu hocalar ne dediyse, neyi söylediyse ona inandı… Dinin Nurculuk, Süleymancılık şuculuk buculuk gibi fırkalara bölünmesi de Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmıştır, Osmanlı döneminde bunların hiç biri yoktu… Yani Osmanlılar zamanında cemaatçilik yoktu, tarikatler bugünkü tarikatler gibi değildi… Önüne gelen tarikat kuramazdı, tarikatler denetlenirdi… Dinci sektör Cumhuriyet döneminde denetimden uzak çoğaldıkça çoğaldı… Şeker Bayramı demeyeceksiniz, Ramazan Bayramı diyeceksiniz, Tanrı demeyeceksiniz Allah diyeceksiniz şeylerini bunlar uydurdu… Bu dinî bölücüler Tanrı’ya düşman oldular ama Hüda’yı unuttular, belki de bu bilinçli bir unutkanlıktı… Bayram için “kutlu olsun” tabirini kullanmaktan bile kaçınıyorlar, “mübarek olsun” tâbirini tercih ediyorlar, böyle deyince daha fazla sevap kazanacaklarını sanıyorlar, hâlbuki Meninski’nin 17. yüzyılda yazdığı Osmanlıca sözlükte “Bayramunuz kutlu olsun” tâbiri geçiyor…

Mesut Şen

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.