Edebiyat

Modern İran Edebiyatının Modern Şâiresi: Furuğ-ı Ferruhzâd

Çağdaş İran Edebiyâtının Yenici Şairesi: Furuğ-ı Ferruhzad

“Varmak nedir bilmiyorum, ama kuşkusuz tüm varlığımın ona doğru aktığı bir maksat vardır.”

Yukarıdaki sözün sahibi İran edebiyatının modern şairesi Furuğ Ferruhzad’dır. Bilindiği üzere İran edebiyatı, onun da evveliyatında Pers edebiyatı, şiire dayalı bir edebiyattır. Nesir daha sonra çıkmış, şiirin ve mananın ön plana çıkması sözü kullananlara, “şair” vasfını eklemesini sağlamıştır.

İran’ın sosyolojik açıdan kadınlara göre kapalı bir devlet olması her konuda olduğu gibi sanatta da kendini göstermiştir. Bu nedendir ki İran’da sanat yapan kadına rastlamak çok güçtür. O devirde bir kadının haykırarak şiir söylemesi sanata meydan okumaktır ki bunun anlamı, “Biz de sözde ustayız!” demektir. Edebiyatımızda İran’dan etkilenmeler olduysa da bununlar birlikte Tanzimat’tan sonra Batı’ya yöneldiysek de bu hususta bizdeki şaireler her iki bölgeden de fazladır.

Furuğ-ı Ferruhzad,1935’te Tahran’da doğdu. Güzel Sanatlar okulunu bitirdi. İlk şiir mecmuası Esîr adıyla 1942’de basıldı. Yirmi üç yaşındayken Dîvâr (Duvar) ve ardından üçüncü şiir kitabı İsyân yayımlandı. Sinemaya da yöneldi ve birçok filmde rol aldı. Zaman zaman dublaj da yaptı. İngilitere,Fransa ,Almanya ve İtalya’ya gitti. Orada kendini geliştirip şanını yaydı.1964 yılında dördüncü şiir kitabı olan Tevellud-i Dîğer’i yayımladı. Şiirlerini anlamadan önce onun hayatına biraz daha derinlemesine girmekte fayda görüyorum.

Binbaşı Mohammed Ferruhzad, rütbesinden de anlayacağınız üzere askeri kökenli bir babada büyümüştür. Askeriyeyi eve taşımasıyla baskıcı bir ailede büyümesi onun sanat anlayışına da yansıyacaktır. Kocası,Perviz Şapur’dan ayrılmasıyla o döneme bir başkaldırış göstergesi olmuştur. Bu eylem bir boşanmanın ötesine geçmiş ve bunu oğlunu görememe bedeliyle ödemiştir. Bunun içindir ki sürekli bir keder, hayattan bıkma hissiyatlarıyla şiirlerini kaleme almıştır. Belki de bu yaşadığı bedellere karşı oluşturduğu şiirler sayesinde İran edebiyatının en önemli simalarından biri haline gelme ödülünü İran ve dünya toplumu ona vermiştir. Bir annenin yahut kadının en tabii olan ve dokuz ay karnında taşıdığı çocuğunu görememenin denkliğini şiirlerde bulmuştur.Buna karşılık,” Kendi varlığımın sesi olayım dedim yazık kadındım…” serzenişiyle adaletsizliğe haykırmakla eşitsizliğine haykırıyordu. Hikâye yazarlığıyla tanınan İbrahim Golestan’dan etkilenmesiyle şiirde müzikali de katmıştır.

1966 yılında arkadaşının kullandığı bir araba kazansında hayatını kaybetti.

Furuğ’un hayatından başka önemli olan bir husus şiirde getirdiği yeniliklerdir. Bizdeki Garipçiler, İkinci Yeniciler gibi şiirdeki yenilik fikirlerini gerçekleştirmeyi adeta tek başına üstlenmiştir. Zaten başlı başına İran’da bir kadının sanata bu denli önem vermesi bir baş kaldırıştır. Özellikle bunu şiirde yapıyorsa kökten gelen bir baş kaldırışın simgesidir. Nesirdeki Sadık Hidayet’i şiire taşımış, toplumsal problemlere değinmiş ve cinselliği şiire adapte etmiştir. Bunu yaparken de dildeki akıcılığa ve sadeliğe önem vermiş, yaşanılan dünyayı anlatmıştır. Kendisinden sonra gelen Fars şairlerini bu yönüyle etkilemeyi başarmıştır. Fars şiirinde son yarım yüzyılın en etkili kadın ismi, bütün cinsiyetlerinden bakarsak da en eklili isimlerinden biri olmayı başarmıştır. Şiirlerinden örnekler;

BAK

Gözlerimin derinlerindeki gama bak

nasıl da eriyor damla damla.

Nasıl tutsak düşüyor güneşe

serkeş karaltım

Bak bir

harap oluyor tüm varlığım

Bir kıvılcım içine çekiyor

ağdırıyor yükseklere

çekiyor ağına beni

Bak bir

yıldız doluyor gökyüzü

bir baştan

bir başa

Uzaklardan geldin sen

çok uzaklardan

Itırlar ve nurlar ülkesinden

Şimdi bir sandala bindirdin beni

fildişinden

billurdan

Götür beni yüreğimi okşayan umut

şiirler

coşkunlar şehrine götür


ESİR

Seni istiyorum ve biliyorum ki asla

Muradımca kucaklayamayacağım seni

Sensin o saf,aydınlık gökyüzü

Ben şu kafesin köşesinde esir bir kuşum

Soğuk, karanlık demirlerin arkasında

Hasret dolu bakışlarım hayrandır yüzüne

Esir’den…


YABANCI

Yine bir kalp düştü ayaklarıma

Yine bir göz takıldı yüzüme

Yine bir savaşın kargaşası içinde

Benim aşkım soğuk bir kalbe baskın çıktı

Yine dudaklarımın pınarından

Susamış bir içti kana kana,

Yine koynumun yatağında

Bir yolcu uykuya daldı,uykuya daldı.

Yabancı’dan


Mehmet Altınova

Kaynak: İran Şiir Antolojisi, Hazırlayan ve Çev.: Mehmet Kanar,say. 181,YKY,2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.