Tarihi Bilgiler

Maturudi ve Türk Din Anlayışı

Türk-İslam düşüncesinin üç mimarı Maturidi, Farabi ve Yesevi’dir ve hepsi “Tanrı-insan ilişkisi” ne yaklaşımlarında mistisizm üzerinde birleşirler. Türklerin İslamiyet öncesi dini inançları ve pratikleri bu kadar çok mistik özelliklere sahip oldukları için, Türk tasavvufunun kökenini Türklerin eski inançlarında aramak gerekir. Bu düşünce, Türk düşünce hayatına çok fazla nüfuz etmiştir. Dolayısıyla Türk-İslam düşüncesinin her aşamasında etkisini görmek mümkündür.

Türk düşüncesi, İslâm medeniyetindeki bu isimlerle kendi karakterini ifade etmiş, şekillendirmiş ve İslâm’a yeni bir anlam vermiştir. Türk düşüncesi, mistik bir karaktere sahip dini ve felsefi yaklaşımları nedeniyle, Türk kültürünün İslam dini içinde kaybolmasını engellemiş ve “Türk Müslümanlığını” formüle etme fırsatı sağlamıştır.

Tarih boyunca, uzun soluklu bir kültüre ve derin kültürel mirasa sahip olan Türklerin kendi kültürlerini bırakmaları ve Arap kültürünü kabul etmeleri beklenmemektedir. Bunun yerine İslam’ı Türk kültürüne sokarak Türk-İslam düşüncesini oluşturdular. Maturidi, bu amacı Ebu Hanife’nin yöntemine dayanarak gerçekleştirmek istedi.

Maturidi’nin yaklaşımının bir örneği, Kur’an’ın ayetlerini okumaktır. Ebu Hanife gibi, anlamı doğru anlamayı ve anadili kullanmanın önemini vurguladı. Ona göre, ilahi vahiylerin farklı dillere inmesi gerçeği bunun bir kanıtıydı. Bu nedenle namazda Arap dilini kullanmak gerekmez dedi ve yeni Müslümanlara kendi kimliklerini, dillerini ve kültürlerini koruma fırsatı sağladı.

Maturidi’ye göre, dinde kanıtların rolü ve önemi önlenemez; çünkü dinin üstünlüğü ve doğruluğu “hayal” ile değil, kanıtlarla anlaşılabilir. Bu görüşe göre, bir Türk alimi olarak Maturidi, batıl inançtan yoksun bırakılan dine gerçekçi bir yaklaşım ve gerçeği çelişmeyecek bir “Tanrı-insan” ilişkisi geliştirdi.

Dinin “bireysel-merkezli” perspektifini öneriyor ve böylece bireysel özgürlüğü ortadan kaldırmadan “Tanrı-insan” ilişkisini çözüyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.