Düşünce

Hüseyin Nihal Atsız’ın İslam ve Türklük Hakkındaki Düşünceleri

H. Nihal Atsız İslam hakkında düşünceleri ve Türk milleti için İslam'ın değerini anlatan sözleri.

Hüseyin Nihal Atsız’ın Türk milli varlığında İslam dinini koyduğu yeri anlatan sözleri aşağıdadır.

1. Türklerin Dini

Milleti yapan unsurlardan biri de din olduğuna göre, Türklerin dini üzerinde de durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki, Türklerin dini müslümanlıktır. Eski dinimizden de bazı unsurlar alarak bir Türk müslümanlığı haline gelen bu din, on yüzyıldan beri bizim milli dinimiz olmuştur.

2. İslamın Türklük Ruhundaki Yeri

Yirminci yüzyılda müsbet ilmin ve batı medeniyetinin ışığı altında, medeni milletlerin ve toplumların dine bütün varlıklarıyla sarılmış olduklarını görüyoruz. Çünkü Tanrı inancı ve dolayısıyla din, fert olarak da, millet olarak da vazgeçilmez manevi ve ahlaki büyük bir dayanaktır. Bu sebeple, bugünkü Türk dünyasının dayandığı iki esaslı temelden birisini teşkil eden İslam dininin, milli varlığımızdan ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.

3. Türk Birliği ve İslam

…Öyle görünüyorki bir Türk birliği gerçekleştiği takdirde bütün bu şaman ve hıristiyan Türkler müslüman olacaklardır. Onun için onları şimdiden zorlamaya bir mecburiyet yoktur. Eskiden Türkler arasında bir ayrılık konusunda sünnilik-şiilik meselesi de artık bahis konusu sayılmaz. Bunların hepsi müslüman Türktür ve müslümanlığı anlayıştaki içtihat farkları, artık Türkler arasında ikilik doğuramaz.

4. Tarihte Müslümanlık ve Türkler

Türklük, Müslümanlık olmadan da yaşar ve nitekim yaşamıştır ama Müslümanlık Türksüz yaşayamaz.

5. Tanrı Türkü Korusun!

Hüseyin Nihal Atsız

Hasan Bağcı, Türkçüleri “Allah’ı bir tarafa atmak”la suçlayarak fikri ve ilmi seviyesini göstermiştir. Türkçüler Tanrı’yı bir tarafa atmamıştır. Atmaz da. “Tanrı Türk’ü Korusun” sözü Türkçülerin sloganıdır. Tanrı, insan zeka ve idrakinin kavrayamayacağı yükseklikte olduğu için ikide bir onu ortaya sürerek, üzerinde kırıcı tartışmalar yapmanın aleyhindeyiz.

6. Tanrı İnancı

…Eski Türkler büyük saygı duydukları varlıkları öz adları ile anmazlardı. Tanrı, ne din göklerin bir yerindeki tahtının üzerindedir. Onun nasıl olduğunu, ne olduğunu bilmeye imkân yoktur. Olsaydı din bilginleri asırlar boyunca birbirine girmezdi. Tevrat’ın Tanrı ile insanı aynı şekilde tarif etmesi ne kadar iptidai ise, dünyadan 400 km yukarıya fırlatan Rus astronotunun, uzayın sonsuz olduğunu unutarak “uzaya çıktım ama Tanrı’yı göremedim” demesi de o kadar budalacadır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.