Edebiyat

Gerçek İnsan Manzaralarının Babası: Fyodor Dostoyevsky

Rus Edebiyatı denilince belki de akla ilk gelen isimdir Fyodor Dostoyevsky.  Tüm çocukların yaşıtlarıyla oyunlar oynayarak büyüdüğü yaşlarda o hayatın zorluklarını öğrenmeye başlamıştı; babası sarhoş bir adam annesi ise çok hasta olduğundan çocukluğu hep problemlerle geçti. Yazar çeşitli mesleklerle hayata tutunmaya çalıştı, edebiyata başladığında ise hayal kırıklığıyla karşılaştı. Yazdığı ilk yazı beklediği ilgiyi görmedi ve tekrar bir buhranla ilgisini başka alanlara çekmeye karar verdi.

Dostoyevsky eserlerinde de ortaya çıkan politik görüşlerinin katılığından dolayı tutuklandı. Ölüm kararı alınmasına rağmen son anda kurtuldu ve kısmen edebi kariyeri başladı. Eserlerini yazarken hastalıklarla boğuşuyor, kumar oynuyor, borçlanıyor ve 1881 tarihinde tüm bunlara artık dayanamıyor ve ölüyor.

Acılara Kucak Açmak

Eserlerinde insanların acılarını, problemlerini ustalıkla anlatan yazar kurgusal karakterler kullandığını ifade etse dahi okuyucu kahramanlarından kendinden bir parça bulmadan kitabı bitirmez. Kitaplar baştan sona okuyucuyu etkisi altına alır ve karakterler okuyucunun kendisiymiş gibi bir iz bırakır. Yazar erdemi, gururu her şeyden üstün tutar ve gerçek ünün bunlarla sağlanabileceğini düşünür ama bakıldığında bunların tam tersi olan karakterler her zaman dört ayağının üzerine düşer ve asıl karakterimiz kendi dünyasında, fakirlikle, acılarıyla savaşarak dünyadan göçüp gider.

Özellikle kendi kişiliğiyle savaşır karakter, bazen kendini dahi çekemez, bazen kendine rağmen iyiliği seçer, bazense içindeki diğer beni bulur ve onunla savaşırken kendi sonunu hazırlar. Yazar basmakalıp karakterleri ile dönemin Rusya’sını eleştirir. Örneğin; hayat kadınlarını karakteri yapar ve onları düştükleri bataklıktan kurtarmaya çalışır, bir bakıma onlar bu bataklığa düşmeyecek kadar masum,saf genç kızlardır ama onları kurtarmaya çalışırken bir taraftan da umursamadığını gösterir çünkü uğraşacak daha büyük dertleri, problemleri vardır; bu uğraş sadece kafasını dağıtmak için bir alternatiftir.

Karakter başkalarına yardım ederken kendi başını daha çok belaya sokar fakat kurtarmak istediği insanlara yardım edemediği gibi onların umursamazlığıyla da yüzleşir, kendi daha da batağa batar, bu batak ya kendiyle çok içli dışlı olmasından kaynaklanır ya da içki, kumar batağına düşer ya da olağan olarak hayat kadınlarının kucağında teselli arar hem onlarla birlikte olur hem de onlara acır hep bir aradadır karakter.

Hayatında güzel bir şey olsa dahi bunun sonu hep bir olumsuzlukla biter, mutlu sonda bile bir belirsizlik vardır. Hayat inişleri ve çıkışlarıyla bir bütündür mesajı verir yazar, ve anlatımları ile gerçek insan manzaralarını bize ustalıkla ulaştırır. Kahraman onurlu yaşamıyla savaşırken hayat onu hep bir onursuzluğa iter tek derdi karnını doyurmak iken gözünü içinden gelmese de bir an yükseklere diker o da ondaki cevherin farkındadır ve diğerleri gibi olmak ister; karakterimiz hep geleneksel “iyi eğitim almış ya da almakta olan” kategorisindedir; ama hak ettiği rütbede değildir her ne kadar bunu istemediğini de düşündürse okuyucu onun da içindeki hak ettiğini bulma, arama çabasını takdir eder.

Her çağın yazarı Dostoyevsky sadece Rus insanını değil tüm Dünya insanını etkileyen evrensel bir yazar olma niteliği taşır, her okuduğumuzda farklı anlamlar çıkarabileceğimiz, verdiği mesajlarıyla iki kez düşüneceğimiz, kendimizi sorgulayacağımız bir dünyanın kapısını açar eserleriyle ünlü Rus yazar.

Şeyda Bilgin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.