Tarih

İsmail Enver Paşa Sözleri

Enver Paşa tarafından söylenen özlü sözler.

Enver Paşa, Osmanlı Türk Cihan Devleti’nin son yıllarında etkin olan Osmanlı Türkü askeri ve siyasetçisidir. 3. Ordu komutanlığı ve Kafkas İslam Ordusu komutanlığı görevinde bulunmuştur. 22 Kasım 1881 tarihinden 4 Ağustos 1922 tarihine kadar geçen ömründe pek çok işlere imza atmış, Almanya ve Rusya’da Türk topluluklarının bir araya getirilmesi amaçlı pek çok mücadelede bulunmuş, Sovyetlerin desteğini kaybettikten sonra Orta Asya’daki Türk halklarını ayaklandırmak amacıyla gittiği Türkistan’da Bolşeviklere karşı yaptığı bir çatışma sırasında şehit olmuştur. İşte fırtınalarla geçen bir ömre; Enver Paşa’ya  ait özlü sözler…

Enver Paşa Sözleri

Tarih şahittir ki, Türk askerinden şanlı, Türk askerinden fedakar hiçbir asker yoktur.

İnsan ile veba mikrobu dost olmaz. (Türk-Ermeni dostluğu hakkında)

 

Benim Türklük idealine daha büyük bir borcum vardı: Kanım… Burada ya şerefli, hür bir devletin gazileri olarak yaşayacağız ve ya bu uğurda öleceğiz… Ben;dağ başlarında, çöl enginliklerinde, yol kavşaklarında dövüşen yiğitlerin safına katılmak ve onları teşkilatlandırmak için yola çıkıyorum… Bana dua ediniz. (Enver Paşa, Lenin’e karşı.)

Uzun zamanlardan beri Türkistan Türklüğü ile Osmanlı Türklüğü arasındaki irtibat kopmuştur. Ben, Osmanlı ordularının başkomutanı ve İslâm Halifesinin damadı olarak oraya gelir ve Türkistan’ın bağımsızlığı uğruna ölürsem, bu köprüyü kurmuş oluruz.

İkinci bir arzum daha vardır. O da Mustafa Paşa ile ilgilidir. Onun başarıya ulaşması için mümkün olan hiç bir yardımı esirgeme. Zira Allah (C.C) onu bu memleketi düşmanlardan kurtarmak ve korumak için seçip göndermiştir.” (Eşine mektubundan)

Esir İslam âlemi içün biricik kurtuluş yolu bu âlemi teşkil eden her milletin kendi gücü ile üzerine çökmüş olan ecnebi tahakkümünü atmaya yürümesidir. Eğer küçüğünden büyüğüne kadar bu yolda kurtuluş mücadelesine girmeye azmetmez ve vakit kaybetmeksizin buna hazırlanmazsak, kıyamete kadar esaret zinciri altında inleriz. Böyle umumi bir hareket teşebbüsünün zalimlerin nazar-ı dikkatlerini daha ziyade celbedeceğini, dolayısıyla bunların zulümlerini arttıracağını ve belki de yarı müstakil kalmış olan Türkiye, İran ve Afganistan’ı da mahva yürüyeceklerini söyleyenlerimiz bulunur. Fakat maziye ve hale şöyle bir bakacak olursak, bu yoldaki düşüncelerin boş olduğunu pek ala anlarız. İslam âleminin ekseriyetinin esarette kalması akvam-ı İslamiyeden henüz müstakil olanlarından, hangisine temin-i hürriyet ve istiklal etti?. Şu halde bize kalan yegâne yol, esir kardeşlerimizi de kurtarmaya savaşarak hep birlikte hakkımızı, hürriyetimizi istirdad ve muhafaza etmek içün ölümü göze alarak, el birliğiyle çalışmaktır. Zaten mukadder olan ölümden korkarak köpek gibi yaşarsak hem geçmişlerimizin, hem de geleceklerimizin la’netlerine müstehak oluruz. Halbuki kurtuluş içün ölmeyi göze alırsak hem biz, hem de bizden sonrakilerin hür ve bahtiyar olmasını temin etmiş oluruz.

Ben, benden başka bir şey değilim, olamam, binaenaleyh Napolyon’un taklidi olarak ikinci olmak aklımdan hiç geçmemiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close