İlber Ortaylı: Yavuz Sultan Selim, Cengiz Han’ın Torunuyla Evlenmiştir

Büyük Bulgar Türk Devleti

Türk Ahlakı (Hüseyin Nihal ATSIZ)

Hüseyin Nihal Atsız’ın İslam ve Türklük Hakkındaki Düşünceleri

Deizm Trajedisi ya da Heva ve Heves Tuzağı – Nurullah Çetin

İslam 23 Nisan, 01:55'de eklendi

Resimde görülen şu: Bombardıman altında harabeye dönmüş bir viranede yaşlı adam, bacak bacak üstüne atmış, elinde piposu müzik dinliyor. Bombardıman karşısında kalıcı, teselli verici, ümit vaad eden bir güvenlik tesisi inancı yok. Virane karşısında sonsuz, sağlam, iyi, güzel, ferahlık verici bir barınak aramak ümidi ve inancı kalmamış. Kısacık zaman dilimi içinde küçük, basit, geçici zevklere talip oluyor. Deizmin hayat felsefesi de biraz böyle bir şeydir.

Bu bir trajedidir. Trajedi, arzu edilenle realitenin çatışması sonucu ulaşılan ve varılan çözümsüzlük, çaresizlik ve korkunç kırılma halidir. Adamın arzusu: Güvenli, sağlam bir evde sonsuza dek müzik dinleyip mutlu bir hayat yaşamak. Realite: Bunun tam tersi. Çaresizlik ve kırılma ise, yıkık evde ne yaptığını bilmeden ya da kısacık bir zaman diliminde bile olsa acıyla karışık bir zevk talebi.

Resmi deist yaşama felsefesine uyarlayalım:
Bombardıman: İnsanın hayatı boyunca başına gelebilecek bütün kötülükler, hastalıklar, felâketler, sakatlıklar, yokluklar, kıtlıklar ve en sonunda ölüm. Bu dünyada en zengin insan da, cumhurbaşkanı da, en yakışıklı erkek de, en güzel kadın da herkes hayatları boyunca her türlü kötülük bombardımanına maruzdur. Hiçbir kimse tam olarak mutlu, iyi, sağlıklı ve güvenli değildir. Dolayısıyla bu dünya hayatında mutlak mutluluk, sonsuz huzur, iyilik ve güzellik diye bir şey yoktur. Yani biz bu dünyada her türlü bombardıman altında yıkık dökük bir evde yaşıyoruz.

Viraneye dönmüş ev: Bu dünya tam da böyledir. Bu dünya evi sağlam, gelebilecek her türlü felakete karşı korunaklı, dayanıklı bir bina değildir. Tam tersine bu dünya evi eğretidir, yıkılmaya mahkumdur, hiçbir zaman güven vermez. Geçicidir, fanidir, sınırlıdır, zamanlıdır.

Pipo yakıp müzik dinlemek: Her türlü kötülük ve felâketle dolu bu dünya viranesinde, sonlu ve kısacık olan hayat süresince “vur patlasın çal oynasın” düsturuyla sadece eğlenmek, sadece tüketmek, sadece maddi anlamda lüks içinde yaşamaya çalışmak, sadece hazza dayalı hedonist bir hayat sürmek. Yani hayatı Kur’an’a, peygambere, ibadetlere göre değil de, nefis ve hevaya göre programlamak. Kur’an’da bu durum şöyle belirtilir: “Gördün mü o heva ve hevesini Tanrı edinen kimseyi?…” (Furkan, 43)

Ahirete inanmayan, ibadetleri zor ve zahmetli görüp yapmayan deistin trajedisi budur. Ahirete, cennete, cehenneme inanmadığı için elinde avucunda sadece bu dünya hayatını tek gerçek hayat olarak biliyor ve bununla avunmaya, yetinmeye, bu kısacık zehirle dolu dünya hayatını zevkle yaşamaya bakıyor. Halbuki insan ruhu, kısa ve süreli bir hayata değil; sonsuz bir hayata taliptir. Kişiyi ancak sonsuz bir hayat tatmin edebilir. Deizm, insana sonsuz bir hayat sunmuyor, geleceğe dair hiçbir umut vaat etmiyor, kısacık dünya hayatıyla yetinin diyor.

Halbuki Kur’an’a, Hz.Muhammed’e, ahirete, kadere inanan tam Müslümanın bir imanı, bir güvencesi, bir tesellisi, bir umudu vardır. İmanı sağlam, İslam’ı sağlam, ibadeti, ahlakı sağlam, ahrete olan inancı tam, Hz.Muhammed’in programını çizdiği şekilde tam müslümanca bir hayat yaşayan Müslüman, bu dünya viranesine karşılık sonsuz ve mutlak anlamda sağlam, güvenli ve güzel cennet yurdu, kısacık dünya ömrü yerine sonsuz bir cennet hayatı, bu dünyanın zehirle karışık kısa süreli zevki yerine cennetin sonsuza dek sürecek tam zevk ve mutluluğuna kavuşmak gibi bir umudu, güvencesi, imanı vardır.

Tam teselli kaynağı ve tam güvenli gelecek, cennet umududur.

Deistler işte Türk çocuklarına “ahirete, kitaba, peygambere, kadere inanmayın, ne idüğü belirsiz bir tanrı inancıyla yetinin” diye ayaza düşürerek bu güvenli gelecekten ve tek teselli kaynağımızdan mahrum etmek için şeytanla işbirliği halinde bir tuzak kuruyorlar.

“Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür.” (Enfal, 30)

Yazar: Nurullah Çetin, 2018

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.