Tarihi Bilgiler

Cengiz İmparatorluğunda Vergi Sistemi

Cengiz Han döneminde Mahmut Yalavaç devlet içerisindeki herkesten vergi alma yani şahıs “Dink” prensibini, Yeh-lu Ch’u-ts’ai ise tüten her bacadan yani aile “Hu”den vergi alma görüşünü savunur. Bu iki maliyecinin görüşlerinden birincisi imparatorluk hazinesi için daha yüksek gelir sağladığından Mahmut Yalavaç’ın prensibi uygulamaya konulur, Ch’uts’ai’ın prensibi ise onaylanmaz. Bu konuda A.Yuvalı “Mahmut Yalavaç’ın Cengiz Han ve oğulları yanındaki asıl kıymeti, getirdiği vergiler ve tahsil etme biçimindendir” fikrindedir (Yuvalı 1997: 124).

Ögedey zamanında Yeh-lu Ch’u-ts’ai’yin meydana getirdiği vergi reformu ile devlet, bir nevi sabit bütçeye geçmiştir (Grousset 1980: 251). Vergilemede Moğol ve Müslümanlara nispeten Çinliler’e imtiyazlı davranılmış; bu uygulama da görüş ayrıcalıklarına yol açmıştır. Çin’de Moğolların yeni yönetim aşaması, finans reformları yıllarında (1234-1236) nüfus sayımı6, ev işlerini kayda geçirmek ve vergileri düzene koymakla başlamıştır (Schurmann 1956: 365). Bilhassa Yeh-lu Ch’u-ts’ai tarafından Çin’e uygulanan vergi reformu, Çin’i düzensiz vergi toplamadan kurtarmıştır. 1236 yılında konulan vergi kategorileri şunlardır: 1) toprak vergisi mülkiyete dayandı. 2) baş vergisi, bireylerin kategorisine göre tahılla alındı. 3) Ev (hane)vergisi, ipekle alındı.

Çin’de hane başından alınan vergi, Moğol ve Müslümanlarda şahsa göre uygulanmıştır (Gumilev 2002: 208). V.Barthold’a göre, Çin’de devlet hazinesine her iki aile 1 top Çin ipeğini, feodaller payına ise her beş aile 1 top Çin ipeğini getirmiştir (Barthold 1963: 536). Vergi, her bir aileden alınmış ve miktarı toprağın verimliliğine bağlı olmuştur: 111.48 m2 topraktan 6.6 kilodan 13.12 kiloya kadar alınmıştır. Ticaret mallarından değerine göre 1/30 oranında vergi alınmıştır. Bununla birlikte tuzdan (40 chinden 28.4 gram gümüş) alınmıştır. Her bir insana ipek vergisi (gümüşle ödenmiş) ve tohum (Schurmann 1956: 364) vergileri de konulmuştur. Yine Barthold’a göre “Targu” ve ticaret vergileri, sadece Çin kaynaklarında kaydedilmiştir ama bu kuralın tüm imparatorluk topraklarında uygulanıp uygulanmadığı belli değildir (Barthold 1963: 534-535). Tohum vergisi, devletin batı topraklarından da alınmıştır.

Moğolların durumu şöyle idi: Cengiz Han zamanında Moğollar, herhangi bir vergi ödememeliydi (Vernadskiy 134). 1231 yılından itibaren Moğollara %1’lik vergi konulmuştur; yüz attan bir at alınmıştır. Yanı sıra yüz koyundan bir yaşındaki bir kuzu han sofrasına ve yüz koyundan bir koyun yardım vakfına alınmıştır (Vladimirstov: 2002: 410). J.Roux’ta, vergi tutarının Ögedey tarafından kararlaştırıldığını, Gizli Tarih’te et vergisi, süt vergisi, malzeme ve pirinç deposu, otlak yer ve suların bakımı, kuyu kazılması, posta teşkilatı hepsi önce büyük kardeşleri Çağatay’a sunuluyor ve ancak onun tasdikinden sonra icra ediliyor denilmektedir (Moğolların Gizli Tarihi 1995: 244).

1236 yılından itibaren ithal mallardan 1/30, şaraptan ise lüks mal olduğu için 1/10 satış fiyatına göre vergiler alınmıştır (Gumilev 2002: 208). Hayvan yetiştiricileri için hayvanların 1/100-i7 zirai ürünün 1/10-i, toprağın verimliliğine göre değişen bir toprak vergisi de konuldu ve lüks ürünler dışındaki mallara değerinin 1/30 oranındaki vergiyi kaldırdığını belirtmiştir. Kaynaklara göre sarayın masrafları için her yıl halkın sürülerinden iki yaşlı birer koyun alınması ve o bölgenin fakirleri için her yüz koyundan bir koyun, her on tagar tahıldan bir tagar tahıl verilmesi emredilmiştir.

1236 yılındaki finans reformunun Orta Asya ve Batı’yı biraz etkilediği bilinmektedir. M.Kafalı’ya göre “vergilerin içinde yalnızca kopçur Çağatay ulusu şartlarına uymaktadır. Çünkü diğer vergiler şehir şartlarının vergileridir. Yalnız galle adı ile orduya erzak ve hayvan temini gayesiyle aynî olarak tahsil olunan vergi vardır ki bu verginin de Çağatay ulusunda tatbik olunduğu düşünülebilir” (Kafalı 2002: 352). M.Kafalı, Çağatay ulusundan bahsederken belki göçebelerden söz etmiş olabilir. Fakat Çağatay ulusunun sadece kırsal kesimleri değil aynı zamanda şehirlerin yoğunlaştığı bölgeleri de kapsadığını unutmamalıyız. Bu arada vergi konusunda Alaaddin mufti Buharî “Hairat alfukaha va hacalat al-fuzala” (XIII.yy) adlı eserinde, Moğol hükümdarlarının Müslüman danışmanları yüksek vergi (harac, kopçur, tamga) ödemeye mecbur ettiğini ve bundan dolayı onların hepsi eğitim, öğretimlerini bıraktığını ve geçinimini karşılamak için mesleğini değiştirdiğini kaydetmiştir (Çehoviç 1980: 227). E.Davidoviç, yukarıda söz edilen vergilerin dışında da birçok düzensiz “ihracat” ve “iltimasat” gibi vergilerin de olduğunu söylemiştir (Davidoviç 1980: 34). P.Carpini de Müslüman zanaatçılarının Moğollara haraç ödediklerini kaydetmiştir (Trever vd.1950: 328). Bunu dikkate almamız gerekir. Moğol Devleti’nde sadece ruhanî sınıf üyeleri vergilerden muaf tutulmuştur.

A.Kurat’a göre Rusların Moğollara ödemeğe mecbur tutuldukları vergi ve mükellefiyetlerin cinsi ve miktarı da her zaman değişmiştir (Kurat 1948: 81). Rusya’dan alınan vergiler şunlardır: 1. vichod (harac); 2. arazi ürünü ve hayvan vergisi % 10; 3. damga yani gümrük ve ticaret vergisi; 4. kılan (poşlina); 5. sapanlık (poplujnoye); 6. yam (posta); 7. ulak (podvodı); 8. süsün (korm); 9.baç (mıt); 10 köprü parası, 11. kura efradı (parası); 12. ordu parası; 13. han avına yardım; 14. hediyeler, takdime (koltka); 15. elçilerin ağırlanması;

H.F. Schurmann, Yeh-lu Ch’u-ts’ai’ın meslektaşı Mahmut Yalavaç’ın sonraki dönemlerde Orta Asya’nın finans sistemine bazı düzeltmeler yapmaya çalıştığını söylemiştir (Schurmann 1956: 369). Fakat bu konuda kaynaklarda böyle bir açıklamalar bulunmamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.